Meslek hastahgim etkileyen faktorler: 1. Yonetici ve cahsan iletisimi bu konuda. Karton paketleme ve plastik paketleme 90zUmleri bizi musterilerine toplam. Butun bu bilinen kotu etkilerine ragmen plastik tabldot tepsiler isyerleri. Arttiran faktorler. Arkadasta BIDI ile cocuklar arasinda iletisimi.
'Kizginim' yazisini yazdiktan sonra bir sure dusundum nasil sakinlerim diye, hem gulmek istiyorum hem de klasik muzik dinleyip sakinlemek istiyorum, aklima Danny Kaye'in NewYork Filarmoni Orkestrasi yararina yaptigi 1981 tarihli gosteri geldi, actim youtube'dan bir tasla IKI kus! Gosteri bitince bir kere daha 'eski' TRT'ye hayir duasi ettim! Ben 1975 dogumluyum, 3 yasindayken hatirladigim bulanik sekilleri sayamadigimiz icin ilk hatirladigim tabiiiiii ki 'Uykudan Once - Adile Nasit', her aksam yemek sonrasi beklerdim ki benim ismimi de soylesin! Ben hatirlamiyorum ama soylemis birgun:-) Sonra reklamlar, ozellikle karikatur olan Izocam reklami (vizontele filminde gordum en son!). Herkese ayri kanal, herkese ayri TV olan bir donem olmadigi icin yayinlar aile icerikliydi tabii, ben sahsen cok yakindan takip edemesemde buz pateni yarismalari ve olimpiyatlarina bayilirim. Katarina vit abla idolumdu mesela! Sonra arasi kopuk, annem TV meraklisi bir kadin olmadigi icin babam gelene kadar acilmazdi, ben de oyle alistim.
Yalova'ya tasindiktan sonra hatirliyorum TRT2'yi, sonra 3'u ve 4'u! Kumandanin babamda oldugu yillar; Haberler, Icraatin Icinden, Ben Bilirim yarisma programi, Perihan Abla, Sohbet programlari (hatirladigim kadari ile talk show sekline Cem Ozer'le giris yaptik! Yoksa Halit Kivanc, Orhan Boran bu isi gayet guzel goturuyordu! Ugur Dundar'in iste hayatiniz programi vardi, veya baris Manco'nun 7'den 77'ye, magazin programi yoktu!) Hafta ici erken yattigimiz icin haftasonuna kalirdi TV sefamiz, mesela TRT2 daha cok verirdi cizgifilim. Klasik bir pazar soyle olurdu bizim evde; Sabah kalkilir, kahvaltidan once veya sonra sirasini hatirlamiyorum tam ama 'Ucan Kaz Nil' seyrederdik veya Clementin sonra Orhan Boran'li dakikalar en cok onu severdim cunku eski efsaneleri anlatan Japon cizgi filimler olurdu en sonunda, ve mutlaka Pazar Konseri. Babam klasik muzik cok sevdigi icin Pazar Konseri kacmazdi.Hikmet Simsek'e herkes sinir olurdu, etrafimda kimse hatirlamam oturup seyretsin, ama ben klasik muzigi, Danny Kaye'i, Victor Borge'yi, Zubin Mehta'yi ve digerlerini orada sevdim.
Sonra kumanda bana gecti, temel saglam oldugu icin, kaynak mukemmel oldugu icin, haftasonlari 'Iki filim birden' kusaginin, Muppet Show'un, Muzik Programlarinin, Siir dinletilerinin muptelasi olduk. Arada kaciyordu tabii, Kole Isaura'nin varligindan Girgir veya Hbr mizah dergisi sayesinde haberim oldu ama Marianna'nin en az 3 bolumunu seyretmisimdir! Bir de su unlu sarkiciya asik olan cirkin kiz konulu brezilya filmi vardi, onu da seyrettim (uc bolumden fazla) itiraf ediyorum! Buyuduk, universite, adam olacagiz filan derken, gunduzleri (iki filim birden kusagi ve belgeseller haric) TV seyretmeme huyu devam ederken aksamlari da 'bar aliskanligi' edindigim icin hic alakam olmadi amaaaaaa Siyaset Meydani ve Ceviz Kabugu ozel randevu ile seyredilirdi! Yelizcigimle beraber, O Girne'de ben Magosa'da telefonlari acip butun siyaset meydanini telefondan beraber seyretmisligimiz vardir! Konular ilginc ve seviyeli tartismalar oldugu icin icimiz kan aglayarak degil, ogrenerek seyrederdik.

Hulki Cevizoglu ile kim evlenecek kavgalari karsilikli fikir alisverislerimizin onemli bir kismini olustursa da kisisel gelisimimizi etkileyen, bilincli birer birey olmamizi saglayan programlardi onlar. Hicbir zaman dizi fanatigi olmadim ama Memoli itina ile takip edildi, Ikinci Bahar icin programlar iptal edildi tabii!
Bizimkiler, Ferhunde Hanim ve Kizlari rast geldikce seyredildi. Sehnaz Tango'ya sarmadim, Super Baba'ya da ama muziklerine sarildim o ayri:-) Yabanci dizilerden Alf tabiiki favorimdi! Serseri bir tip olmasi disinda Musfik Kenter'in seslendirmesi de eminim etkilemistir. Mavi Ay Bruce Willis'in hayatinda donum noktasi oldugu gibi benim hayatimda da gece gec saatlere kadar oturabildigim bir donemi isaret ediyor! Sonrasinda Guzel ve Cirkin; Vincent! Ne yakisikli bir canavardi o bea! Hafta sonu gece yarisinda babamla seyrettigimiz boks maclari ayri bir keyifti, eski boksor oldugu icin anlatirdi bana ne nasil olmus, hangi vurus ne demek filan diye, hala cok severim guzel bir boks macini seyretmeyi.
Fighter filminde sinemada yerinde ziplayan bir ben vardim! Tv seyretmeye merakli olmayan annem inanilmaz bir radyo meraklisidir, o yuzden sabah polis radyosu ile acilan radyo, arada tiyatro temsilleri, klasik muzik, cocuk oyunlari, haberler derken aksam uzerine kadar acik dururdu, aksamlari da babam gittikten sonra muzik programlari en onemli eglencesiydi annemin, o yuzden Turk Sanat Muzigine ve Turk Halk Muzigine karsi hala sevgim buyuktur. Heavy Metal dinledigim donemlerde bile vazgecmedim bu ilgimden, her nekadar universite yillarinda Turkce Pop 'bar kulturumuzun' ayrilmaz bir parcasi olmus olsa da muzigin her cesidinden zevk almayi ogrendim zamanla. Babamin jazz ve pop plaklari, annemin radyosu, uzerine Kucuk Hayat Ansiklopedisi, Blue Jean dergisi, Kucuk Kalp, Binbir Gece Masallari, Dede Korkut hikayeleri, Aziz Nesin kitaplari ile buyuyen bir cocukluk, lise ve universitede sosyal hayatini lokal muzik guruplari ve tiyatrolar arasinda geciren bir yeni yetme donemi ardindan yengen usulu tost kivaminda bir olgunluk! Su demek oluyor: i-pod'umda yanlislikla (iznim ve kontrolum olmadan) shuffle yaparsaniz sirasiyla sunlari dinleme olasiliginiz var: Zeki Muren Bueno Vista Social Club Metallica Yeong wook-Jo Jerry Reed Celik (afedersin albumu lutfen!) Ferdi ozbegen Shantel Goran bregovic Brahms Daha devam edeyimmi, ambele olun!
Tabii bu kadar cesitli muzik aliskanligi filim - ozellikle yabanci filim - sevgimden kaynaklaniyor, her duydugum filim muzigine atliyorum elimde degil, o yuzden Goksel Baktagir dinlerken bir anda Mongolian Throat Singer basliyor veya arada antik cerkez danslari muzigi dinlerken hip hop calabiliyor! Shuffle in my i-pod is no good my friends! Cooook uzun bir yazi oldu, sevmiyorum bu kadar uzun yazmayi ama bu konuyu uzun zamandir toparlamak istiyordum, aklima baska gelmeyen bir suru yayin vardir eminim ama TRT benim icin hep bir numara olmustur, su anki tutumlarini begenmesem de ben bir TRT cocuguyum, bunu her zaman gururla soyledim ve etrafimda ki diger TRT cocuklarina da ayri bir zaafim olmustur.
Kayiririm, aleni ayrimcilik yaparim:-) Hadi eyvallah, ben biraz Ruhi Su dinleyeyim.sonrasi Allah kerim.bu aralar Angela Hadenbach'a sardim (cinnamon and clove!) o da olabilir. Aman tanrim, 'Kecioren Cicekli Park'miydi neydi kartallarla yunuslar yarisirdi filan!
Laurel & Hardy, Chaplin, Karagoz ile Hacivat, Orta Oyunu, Olacak O Kadar'i unutmusum! Aklima filimler geliyor ama o baska bir yazimin konusu olacak! Gecen gun yine bos bos dusunurken aklima bu Amerikalilarin 'recycle' konusunu ne kadar abarttiklari takildi. Uc ayri kutu var, birine plastikler, birine camlar digerine kagitlar konuluyor, ben copleri bir atiyorum diye ahkam kesiyorlar deli oluyorum!
Cunku bu 'sozde' cevrecilerin hicbiri aslinda cop sirketlerine gonullu eleman olarak calistiklarini dusunmuyorlar, ayri atilsin veya atilmasin butun copler ayni recycle isleminden geciriliyor ve biz bunun icin ayda $40 dolar oduyoruz, uzerine bir de copleri ayirip verince adam bes eleman yerine iki eleman calistiriyor, ona da kulp hazir 'fazla islem fazla enerji harcatiyor, yazik degilmi' e o zaman niye 'create jobs for usa' diye grev yapip bilezik satiyorsun? Herseyden once bir de plastik, cam ve kagit ayrilinca recycle yapilmis oluyor saniyorlar ya orada kopuyorum iste ben. Yiyecek israfi had safhada bu memlekette, ben yiyecek sektorunde calistigim icin yakindan biliyorum sirf tuketimi sabit bir hizda tutmak icin normal urunlere tarihi gecmis muamelesi yapiliyor!
Adama aclik, kitlik var dunyada diyorsun, nerede diyor! Onu yemem, bunu yemem, sevmedigi seylere alerjim var diyenler, agzina sebze koymayanlar, balik yerim ama ben vegan'im diye gecinen 17 yasinda veletler, zeytinyagin zeytinden elde edildigini duyunca sok gecirenler! Yemin ediyorum bir gun vaktim olursa bunlari kitap yapicam! Bugun ters gunumdeyim, herseye kizasim var, bu aksam chinese yiyoruz, onlarin servis kaplari cok guzel yikayip kullanicam, kullanirken de ise yogurt kaplarinda yemek goturen anneme soylendigim gunleri hatirliycam! Isin dogrusunu onlar biliyormus da bunu buyuyunce anliyoruz. Niye elektriklerin kapanmasi gerektigini, niye bosu bosuna suyu akitmamak gerektigini, tabakta yemek kalmayacagini, ekmek israfinin gunah oldugunu, tabakta kalan pirinc tanesi kadar cocuk olcak diye korktugumu, artik yemeklerden alternatifler uretilebilecegini, olmadi sokaktaki kediler ve kopeklerin beslenecegini, boceklenen tahillarin kuslara verilmesi gerektigini, afrikadaki aclari birak, okulda etrafinda fakir varsa paylasmayi, kimseye gosteris yapmamayi.bunlari anlayacak adam yok burada! Bir haftadir mutfaga girmeyen ben, bugun kendi kafama silah dayadim!
Gecen yazida bahsettigim 'yaraticilik' maceram devam ediyor, bodrum katindan bozma yeni atolyem ve oyuncaklarimi da koymak istiyorum bloguma ama once kayda deger birseyler yapmaliyim.bi dikis makinesi aliim! Mesela, bir kac kitap var istedigim (mecburen) onlar gelsin felan, doncam size. Efenim, depresyon modu, kafami kurcalayan problemler henuz dagilmadigi icin bu kadar basarili olmayi beklemiyordum aslinda fakat uzun zamandir denemek istedigim uc yeni tarif ve bir yeni teknik ile kendime madalya takmak istiyorum!
Birinci tarif, firinda patates gratin, simdiye kadar okudugum bir cok tarifte hep mandolin slicer gerektigi icin hiiiic yanasmadigim bu tarif, evde bir kutu heavy cream, bir torba patates, kirik dokuk kalmis peynirlerin bitirilmesi farz olunca, hemen gundeme alindi.Once 6 adet patates rendenin eeeen iri gozunde rendelenir sonra icine bir bardak heavy cream, az geldigi icin biraz sut, bir tatli kasigi chipottle adobo sauce, rende peynir, karabiber, tuz, iki yumurta, kasikla karistirip yagli tepsiye dokulur, 350F firina girer, oldu sana borek! Ikinci tarif, klasik sphagetti meatball! Seneler evvel birinci jenerasyon italyan bir arkadasim annesinin lazanya yaparken kiyma harcini findik buyuklugunde minik kofteler seklinde hazirladigini soylemisti, ayni sekilde sphagetti meatball icin de yapiyormus kadin (of allahim bazen bize yemek getirirdi, asil italyan yemegi oydu iste!) o gunden beri ne zaman SM yapsam hep minik minik yaparim kofteleri, findik kadar degil de badem kadar diyelim, neyse, bu tarifteki problem koftelerin tavada kizartilmasi, cunku ben kizartma yapmak istemedim, hem vakit aliyor, hem ocak batiyor, hem ev kokuyor! O yuzden firinda pisirdim, cok guzel oldu, bu olayi da cozmuz olduk! Resimlerde beyaz cikmis koftelerim ama aslinda kizarmaya baslamislardi. Ucuncu tarif mayonezli, yogurtlu turp/salgam cesitleri salatasi!
Turp cesitleri diyorum cunku gecen hafta sonu dayanamayip daikon ve rutabaga aldim ciftlikten, teker teker salata yaparim derken mutfak protestosu yuzunden unutulmuslardi. Iki daikon, bir rutabaga, rendelendi, unutulmus 4-5 sap taze sogan dogranip eklendi, icine maydanoz, bol taze nane, karabiber (niyeyse!), bir yemek kasigi mayonez (kavanozu bitirmeye calisiyoruuuuum!) yarim bardak suzme yogurt eklendi, hepsini karistirip sofraya. Cok guzel oldu, rende turp/salgam aslinda cok sulu ama o da salataya sos havasi verdi.
Dorduncu tarif, cooook uzun zamandir yapmak istedigim coconut rice pudding'in Basak usulune gore kurcalanmis hali fakat annemden inatla ogrenemedigim smooth rice pudding tarifini kendi kendime cozdugum icin ayrica gururlaniyorum, elimde degil:-). 3/4 bardak pirinc, uzerini iki-uc parmak gececek kadar siya konup pirincler patlayana kadar kaynatilir, daha su lazim derken icine sut konur! Bir litre kadar, ocagin alti kisilir, pirincler iyice dagilmaya baslarken bir kutu (konserve kutusu) coconut milk ve 3/4 bardak seker eklenir. Hepsi karisip koyulasmaya baslayinca bir bes dakika blender ile putur kalmayana kadar ezilir.
Bu arada blender ile oynarken dolapta unuttugum yarim paket coconut turron (ispanyol sekeri!) aklima geldi, iyiki gelmis o da katilasmaya baslamis, onu da attim icine, oldu sana lokummmmm! Uzerine, kaymak tutar korkusu ile tarcin doktum ama blender'dan gecirince (veya mikserle cirpinca) kabuk baglamiyor pudinglerin ustu! Yaa boyle iste, yaparken yoruldum, yazarken ayri yoruldum ama bunlari not etmezsem unutuyorum, bi daha yaparken ayni noktaya gelmem zaman alabiliyor bazen, o yuzden hem yaptim hem yazdim, arada yedim, iyi ettim:-).
Cooook uzun bir suredir kafami kurcalayan bir problemim var; ben niye dogdum! Bu dunyaya gelis amacim ne? 36 yasinda hedeflerime (tam olarak) ulasamamis olmak, daha dogrusu bir ulasip bir kaybederek rutin yasam standardimi oturtamamis olmak kafayi bozma noktasina getirdi beni. E tek derdi i-phone alip facebook'a mesaj yazmak olan tiplerden de olmadigim icin, etrafta donen cirkefliklere fazla takiliyorum dogal olarak. Bu dunyada n'olacagimi bilmiyorum henuz fakat sunu biliyorum; eger reenkarnasyon varsa ben varlikli bir ailenin gerizekali cocugu olarak dogmak istiyorum! Hani boyle butun gun gokyuzune bakip, agzindan salyalar akan saflar varya, onlardan.
Haksizlklardan, kavgalardan, acliktan, savaslardan uzak ooooyle havada ucan perilere gulucuk atan bir canli! Neyse, bitkisel yasam arzum obur hayata kaldigi icin bu hayatimda olmeden (onunda ne zaman gelecegi belli degil ama en azindan ona kafayi takmiyoruz simdilik) once kayda deger, kisisel mutlulugumu arttiracagina inandigim bir ugrasi edinmeye karar verdim, yoksa bu hayat amele olarak devam edecek ve benim Vikos'la beraber lukus bir huzur evine tasinma planlarim suya dusecek! Ben aslina artistik tarafi kuvvetli fakat bastirilmis bir kadinim! Eskiden, ana/baba parasi yerken vakit boldu, gezip tozmaktan arta kalan vakitlerimde, anamin huzurlu ocaginda laylay saatlerimde yaraticiligimi koyverirdim ortaya, guzel seyler cikardi, bu yukaridaki resim gibi. Sonra is/guc, ev arkadaslari derken duzenim kacti, kafami toplayamaz oldum, belki de bu yuzden yogun olarak yemek yapmaya basladim, ne de olsa en fazla 3 saat icinde bitiyor, el ugrasi oyle degilki, didinir durursun, saatin nasil gectigi fark etmez, gece uyanir devam edersin, dusa girmeden basina oturursun, yemeyi icmeyi unutursun. Ama sakin ortam lazim, izolasyon lazim, yalniz olmak lazim!
'Ne yiicez?, cukulata var mi? Hadi bi kave icelim.' Diyen uc yasinda bir ev arkadasi varsa olmuyor veya tv'de ki butun criminal diziler ard arda seyrediliyorsa onlar acilmadigi zaman call of duty oynaniyorsa ilham perileri sinir kupune donuyor veya sakin sakin otururken telefon calinca 'eyvah busy oldular.' Panik atagi geciriyorsun, kalkip gitmek zorunda olmasan bile degil fikir uretecek, kitap okuyacak halin kalmiyor. Daha fazla bahane yaratmanin bana bir fayda saglamadigini gorerek kendimi denize attim! Internetten kendime sabahlik dikmek icin 'ham ipek' ararken Sylvia'yi buldum ve elindeki butun ham ipek parcalarini almaya karar verdim ve uygulamaya koydum.
Dikis makinem yok, arti olsa da kullanmayi bilmiyorum, Henuz! Sokuk disinda birsey dikmisligim yoktur, orgu desen haroso ve duz orebilirim, kesme yapabilirim bu da zaten mukemmel bir elbezi ormenize yarar! Nakis desen, lisede 'ben erkeklerle zincir yapmayi ogrenmek istiyorum, kime lazim sehpa ortusu annem yapiyo zateeeeen' diye aglamisligim vardir! Sonuc olarak, Ozlem'e yasattigim panik ataklar, Yeliz'imin sessiz destegi, Banus'un temkinli yaklasimi, Vikos'umun 'ben satarim, sen yaparsin' gazi sonucu kendimi daha iyi hissederken, ben ne bok yicem diye dusundukce yukarida gordugunuz taslaklari ciziyorum! Dusundukce yaratiyor insan, tabii arada benim gazimla kafayi fazla takanlar var onlarda en asagidaki kusum pompom'un resmini gorunce 'hangi malzemeden yapilmis' diye sorabiliyor! Seviyo benim kusum saksilarin ortasina coreklenmeyi, tavanda asili duran pervanenin paletleri arasinda ziplama oynamayi, kurumus bonzai agacimin altinda guneslenmeyi, yemligi dururken tavuk gibi asagi dokulenleri eselemeyi.nevi sahsina munhasir, manyak bir kusumuz oldu, ayni ev ahalisi gibi. Ben orta birden beri dogum gunumu kutlamam!
Kimse gercek tarihi bilmez zaten (ailem ve bes parmagi gecmeyen kisiler disinda) cunku dedem ben dogduktan bes ay sonra cikarmis kafakagidimi o gunu yazdirmis!!! Sagolsun hehehehe saklamak kolay oluyor! Neyse, kendi dogum gunumde ve kardesimin dogum gununde anniskoma telefon acar 'iyiki dogurdun raaaatiiiiissssh' sarkisi soylerim.
Bir tek kardesimin dogum gununu hatirlarim, gerisini etraf ve arkadaslar zorla hatirlatirlar, cok yakinlarima utanmam 10 kere sorarim: -ne gundu? Hmmm ayin kaci yani? Yine sorarim -kaci demistin? Haa tamam tamam bi daha -kaciydi?
Hadi yaaa e cok az kalmis, napicaz? -parti mi ne partisi, oooo pardoooon pardon, tamam beee ne kiziyosun ayarladik geliyoruz.niye gec yattiniz, ne kutlamasi? Aaaaaa caniiim iyiki dogdun bi taneeeeem, tuh beee yine kacirdim. Abartmiyorum bu boooyle gider, yakin cevre acar defalarca hatirlatir ama yok yani! Alerjim var yildonumlerine, mesela seneler evvel ben Nazif'le cikarken bi aksam disardayiz, hatta sanirim Tulga'nin Ebru'ya evlenme teklif ettigi gece mi neydi, neyse masada kakara kikiri icerken benimki demezmi bizim de bir ayimiz doldu diye!
Dedim 'geeeercektenmiiiii' Bozuldu cocuk haliyle de ne ay donumu kardesim, neyi sayiyoruz yani! Gonlunu aldik arkadasin ama ondan sonra birisiyle cikmadan evvel pesin pesin soyledim, bak kardesim beni ugrastirma xxxdonumleriyle, dogum gunleriyle, ozel gunler, tebrikler, sevmiyorum, o yuzden de aklimda kalmiyor boyle seyler diye. Bu kadar okuzum ama cok guzel hediye alirim mesela! Sene icinde olur olmadik surprizler yaparim, eger haberim varsa dogum gunu cocuguna mutlaka bir sey alir bir sirinlik yaparim, severim oyle seyleri ama bana hatirla deme! O yuzden benim canim arkadaslarim bikmadan, usanmadan hatirlatirlar bana, kendi dogum gunleri dahil, Banu sagolsun anniskonun dogum gununu kacirtmaz (evet onu da bilmiyorum) hediyemi alir.
Hal boyle olunca gicigim tabii bu sevgululer gunune! Sinir oluyorum, asil bir de o cicili bicili sekerler, kurabiyeler, oyuncaklar, takilar, komik komik hediyelik seyler yapiyorlar ya, her seferinde dayanamayip aliyorum, ona daha cok sinir oluyorum!!!!! Otelde calisirken sevgililer gunu ozel paket yapardik, ipini koparan otelde tabii, yok cokolatlar, sampanyalar, yemek rezervasyonlari, yataklarin ustune guller felan, ertesi gunu oda kontrolune giderdim butun havlular yerlerde, odalar hamam kokuyor, butun gece kuvette sevismis sanki mendeburlar, baska fantazimi yok yaaaa! Bu yuzden valentines deyince burnuma hamam kokusu gelir, al bi giciklik daha! Yarin simdi vicik vicik herkes sanki bayram kutlamasi var gibi 'hepiiii velintaaaaayn' diye uzata uzata cigiracak, ben de ayni yavsakliga 'yuuu tuuuuuu' diye cevap verip ustune pizza kutularinin uzerine kalpli sticker'lar yapistiricam! Kendime daha bir sinir olucam, sonra n'olursa olsun, madem uc bekar bir evdeyiz diye, bizim cocuklara 24 saat acik CVS'den o sinir oldugum cicilerden alicam, valentayn macerasi bitecek! Offf yazarken bile yoruldum.
Merak ediyorum, bu ozel gun icin sevgilisi adina hayir yapan, Tema'dan agac diken, oksuz doyuran, elinde cicekler kimsesizler evine giden, oksuzleri ziyaret eden, her gun gordugu sevgilisini pohpohlamak yerine annesine, babasina surpriz yapan, ninesini dedesini sevindiren var midir? Varsa lutfen evlenelim! Not: Resim Banu'ya ait! Bu sarki Ozlem ve benim icin secilmistir!
Gercekten 'su gibi' gecen iki senelik dostlugumuzun ardindan bulundugumuz durumu en iyi bu sarki acikliyor! Ozlem, Seninle olan bu guzel dostlugu anlatabilmek icin uc gundur sabahliyorum fakat kelimeler yetmiyor, tasvirler basit kaciyor. Iki senedir benim en yakinlarimdan biri oldun.
Nasil boyle uyustuk, baglandik bilmiyorum ama iyiki carpismisiz (Enis Batur'dan caldim hehehe), iyiki blog yazarligina baslamissin ve ben seni bulmusum. Bir gun, senin tas evinde, elimizde kahveler 'miril miril' konusacagimiz dakikalari, beni Girit'e goturecegin gunleri, Cin seyahatimizi, Prag seyehatimizi, geldigimde bana yedirecegin optlari iple cekiyorum.
Henuz carpismadigim 'beyaz atli sevgilimle' ilgili kurdugum hayallerim gibi seninle bulusacagim ve yanaklarini (ve abideleri - hormeten) minciklayacagim gunleri ozlemle bekliyorum! Lisedeyken cok sevdigim Richard Bach'tan aklimda bir tek Marti ve Uzak Diye Bir Yer Yoktur kitaplari kalmis. Ozlem, uzak diye bir yer yoktur arkadasim, bunun en canli ornegi sensin, kim ne derse desin, internetten arkadas, e-mail ile dostluk, online dert ortakligi, cyber iletisim pek ala mumkundur! Bunlari destekleyen, tohumlar, kartlar ve bilimum biciriklar aradaki baglara cekilen ayardir:-) Senin o cok sevdigin denizler kadar engin gonlunde kismetin bol olsun canimin ici. Girit bakan gozlerin hep gulsun, Yunus'unla beraber hayat boyu saglikli ve bahtiyar olun.
Bunlarin disinda 9 Subat'in hatirina onumuzdeki seneye kadar sunlari dilemeden gecemeyecegim: Kapindan arkadasin, evinden asin, cebinden maasin eksik olmasin:-) Butun sikintilar gececek sen aklina hakim ol sekerim, ham ipekten deli gomlegi diktirme bana:-)))))))) Iyiki varsin. Evet zahmetli ama yapilamayacak birsey degil, hele gurbette midye dolma icin agaca cikanlarin nefsini gayet guzel korler! Sokakta satilanina benzemez cunku onu yerken soludugun hava memleket havasi, simite de karisir, dolmaya da karisir, bogazda ictigin caya karisir, fakat ucundan da olsa o tadi yakalamak icin bir kadeh raki konur, bir alaturka muzik acilir, olmadi skype baglanir karsilikli muhabbete baslanir, sohbet koyulastikca yediginin ictiginin tadi gelir, hepsi bitince yureginde buruk bir tat birakir, o da gelir agzina yapisir, sen de dersin ki 'bu sefer de olmadi!' Evet goruldugu uzere hala depresyondan cikabilmis degilim ama herkesin istahini kesen moral bozukluklari bana etki etmiyo kardes! Efenim, midye dolmanin tarifi heryerde yaziyor, uc asagi bes yukari ayni, burada tekrar etmeye gerek yok!
Malum burada midyeler temizlenmis satiliyor, bize kalan onlari acip, citlatip icini soyle bir yikayip varsa sakalini kesmekten ibaret. Citlatma tabiri de internette gayet guzel resimli bir sekilde anlatilmis, midyenin bu sekilde belini kirmak gerekiyor yoksa acilirmisss!!! Biz yaparken bir gun evvelden soganini pisirdik, hic fena olmuyor hele aksamdan yaparsaniz butun malzemeyi koyup da bekletilebilir diye dusunuyorum ama ben henuz kendim yapmadigim icin verilen tarife sadik kalalim! Birinci puf nokta, soganlar rondodan gecirilip tel suzgece konup fazla suyu atilacak! Soganlari elle sikmaya gerek yok, rondodan cikarip tel suzgece dokup butun soganlar bitene kadar beklerseniz onun suyu kendiliginden akiyor! (evet o kadar cok sogan lazim!!!!) Ikinci puf nokta, soganlarin surekli karistirilarak pisirilmesi gerekiyor!
Ama oyle olunceye kadar felan degil bayagi rengi koyu bej'e donenene kadar! Bazilari kahverengi yaparmis o mide yakiyor dedi Haygus, benim yapismaz bir tencerem vardi, biraz daha yuksek ateste (celikte yapilacaksa dusuk ateste) karistira karistira pisirdik soganlari, ama bir yarim saat surdu heralde, kol mu dayanir dedim icimden vallahi!
Ucuncu puf nokta, hepsini yaptin pisti, midyeler ilindiktan sonra pisen suyundan herbirinin icini acip kasikla dokeceksin!!!!Deli posteki mi diyorsunuz? Can bogazdan gelir diyorum! Hahahaha Bu son puf nokta altta kalan midyeler icin gereksizdi sonra ben internetten midyelerin tek sira halinde pisirilmesi gerektigini okudum, cok mantikli geldi, fakat biz onlari zeytinyagli dolma misali ustuste dizerek pisirdik, sonra iclerini acip suyundan koyduk, biraz fazla doldurmusuz ama oldu, idare ettik. Kahvalti dahil iki tencere dolma bir bucuk gunde yenildi, e eskiden tabla kapatan benim gibi biri varken daha farkli birsey dusunulemezdi zaten! Evdeki misafirlere hurmeten az yedim! Not: evet arkadaki bir tepsi karides benim meshur firin tarifim!
Fotograf makinam resimlerle dolu; UPKYIH resimleri! Kadeh kaldirdim, ama memlekette oldugum icin koyamadim! Annisko sofrasi! Midye Dolma tarifi!
Yeni makinemle denediklerim! Yaklasan 9 Subat!!!!!!!! Unutmak istemedigim filimler (burasi cok onemli) Hayir bu siteyi not defteri olarak kullanayim bari, o zaman daha cok sey yazacakmisim gibi bir his var icimde. Neyse, Turkiye tatili huzunlu ve hasta gecti! Yarisinda annemler bana bakti, diger yarisinda ben onlara baktim, bir haftalik tatilin (7 gun) 4 gunu yatakta ve kenefte gectigi icin mecburi diet yaparak geldim! Karisik ruh hali, ayrilik, ozlem, orta yas sendromu ve diger yan etkilere ragmen inanilmaz bir pozitif ruh hali icinde gecen bu kisa kacamak yararindan cok yeni yaralar acti gibi hissediyorum.
If looking for a ebook Duracraft bandsaw manual. We will be happy if you will be back to us again. Duracraft bench bandsaw model 20412 manual - - Duracraft Bench. Duracraft bandsaw model 20412 manual. Aug 29, 2014 Duracraft Bandsaw 20412 Manual I need a manual for a Duracraft 20412 band saw - Saws question.
2012'de dunyanin sonu gelmeyecek ama benim hayatimda esasli bir kiyamet kopacak gibi. Yazmak icin zorluyorum ki bir kapi acilsin onumde. Baska kapilari acan.